Ekrem İmamoğlu: YSK demokrasi sürecine darbe vurdu

asd

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Habertürk’te yayınlanan Didem Arslan Yılmaz yönetimindeki “Türkiye’nin Nabzı” programına katıldı.

Seçim gündemine ilişkin sorulara cevap veren İmamoğlu, basın mensupları Nagehan Alçı, Mehmet Akif Ersoy, Deniz Zeyrek’in sorularını yanıtladı.

“YSK’NIN KARARINI NASIL YORUMLUYORSUNUZ?”

İmamoğlu’na yöneltilen ilk soru, YSK’nın kararını nasıl yorumladığı oldu. İmamoğlu, YSK’nın demokrasiye darbe vurduğunu iddia etti.

“Ne yazık ki dağ fare doğurdu demiştim. Çok kötü bir süreç Türkiye demokrasisi adına. YSK Türkiye’nin demokrasi sürecine büyük bir darbe vurmuştur.” diyen CHP adayı, “Öncesinde başlamıştı sıkıntılı süreç. 31 Mart gecesi başlamıştı. Kaygılarımız 31 Mart öncesinde de vardı. Örneğin devletin tüm yetkili yetkilileri ‘dünyanın en güvenilir seçim sistemi Türkiye’de’ diyorlardı. Seçimi kaybedenler mazeret uydururlar diyorlardı. Biz temkinli yaklaşarak bakın seçim stratejisi olarak meydan meydan geziyor olabilirsiniz, yapmayın, işinize bakın. Özellikle bakanlıklara mesajlar yolladım meydanlarda, televizyon programlarında. Kendilerinden çok emin, buna sadece devletin bakanları, yetkilileri değil AK Parti Genel Başkan yardımcıları, hatta sayın Cumhurbaşkanı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklaması bir adım daha ileriye gidip, seçime hazırlıklı olduklarını ifade ederken her sandıkta AK Partili insanların görev yaptıklarını söyledi.” ifadelerini kullandı.

“YSK MİLLETİN İRADESİNE AYKIRI BİR KARAR VERDİ”

Biz de büyük çaba gösterdik sandık güvenliğiyle ilgili olarak. O gece devletin eliyle Anadolu Ajansı birçok ekrana yansıyan bilgileri verme noktasında Türkiye tarihinin belki dünya tarihinin en rezil gecesini yaşattık. Devlet yetkili kurumlarından bir kişi ‘niye yapmıştır’ demiyor. Biz elimizdeki ıslak imzalı tutanakları üzerinden hakkımızı savunduk. 14 saat bu ülkeye veri verilmemiştir. Pişkin konuşmalar olmuştur. Tedbirli olduk. Onların sandık görevlilerin bazı yerlerde bizden daha fazla olduğunu biliyoruz. Hakkımızı aradık. 6 Mayıs itirazlar vs. 45 gün uydurdular. Hak olanları elbette, bazı içtihatlara göre hak kabul edilen itirazlar elbette vardır. Birçok gerekçe uydurma. Negatif olumsuz tarih yazdılar. Demokrasiye darbe vurdular, halkın iradesini yok saydılar. YSK hukuka aykırı bir karar verdi.

FARKIN AZALMASI KONUSU

Basın mensuplarından oyların sayılarak aradaki farkın azalması yönündeki duruma ilişkin “Oy farkı 29 binden 13 bine nasıl düştü sorusu yöneltildi. Geçersiz oyların yeniden sayıldı. Burada bilinçli, organize iş var deniyor. Ne dersiniz?” sorusuna karşılık İmamoğlu, bunun uydurma olduğunu savundu.

İmamoğlu “Uydurma, çok basit örnek vereceğim. 31 Mart gecesi 3 bin 870 oyla kazandık, elimizdeki sağlam verilere göre diyen bir aday var. Çıktı açıklama yaptı. Partililerine kendisini alkışlattı. Biz hep temkinli davrandık. 1 Nisan günü ilerleyen saatlerinde bir tahminde bulundum, bazı hatalar, eksiklikler var. 17-18 bin oyla kazanacağımızı düşünüyorduk. 24 saat içinde 13 civarında naklen yayın yaptım. Herhalde rekordur. Hakkını arama konusunda bu kadar naklen yayın olmamıştır. Farkın kapanmayacağını beyan ettim. Saat 04.40 itibarıyla 1 Nisan’da AK Parti il başkanlığında kazandıklarını ilan ettikleri o 3 bin 870 sayıyı beyan ettiler. Saat 10.00 itibarıyla YSK Başkanı Sadi Güven, 27 bin 899 gibi bir rakam açıkladı. Maddi hataları düzeltiyoruz diye biz açıklama yapmışız. Lehimize, AK Parti lehimen bu düzeltmeler yapıldıktan sonra aradaki fark 21 bin civarına indi. Burada bizim de rakibimizin de oyu arttı. Bağcılar’da 230 oy aldığımız sandıkta sıfır girilmiş. Tüm sandıkların sürecine gelmeden önce geçersiz oylar sayılması karar verildi. Burada da oy farkı oluştu. 6 ilçenin tamamının sayımı da yapıldı. Bir de dediler ki, sandıklara sondaj yapacağız, 59 sandık. Burada da bizim lehimize 13 oy çıktı. Baktılar ki gerekli farklılık olmuyor. YSK ret kararı verdi.” dedi.

Bununla birlikte sayılan oyların geriye kalanların yüzde 10’unu oluşturması ve oyların tamamının sayılması durumunda sonucun değişme durumuna karşılık yapılan açıklamalra da değinen İmamoğlu “Biz istatistik bilimine göre konuşuyoruz. Binali Bey’in mühendislik okumuş birisi olarak istatistik olarak yanlış bilgilerini görüyorum üzülüyorum. Türkiye’deki her seçimi tekrar sayalım. İttifakın bir bölümü 1 oyla bile seçim kazanılır derken, İstanbul 13-14 binle kazanılmaz diye üzücü açıklamalar var. Geçersiz oylarda hatalar olduğu ortada.Buradaki istatislikle geçerli oyların istatistiki arasında ciddi fark var. Kimisi ampüle basmış, kimisi altı okun ucuna basmış. Bu AK Parti’de daha çok bize az olmuş.” ifadelerini kullandı.

“CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI”

Nagehan Alçı, İmamoğlu’na Cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden bir soru sordu. Alçı “Beylikdüzü belediye başkanı olduktan sonra aklınıza herhalde İstanbul’u koydunuz. 2023’de İstanbul’u kazanın ya da kazanın Cumhurbaşkanı adayı olacağınızı düşünüyorum.” diyerek İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adayılığı ihtimalini sordu.

İmamoğlu “Bunları duymak elbette güzel. Benim siyasi ideallerimi asla ve asla bir makam hırsı üzerinden yapmadım. 2009’da Beylikdüzü’nde belediye başkanı adayı olmak istemiştim. Ama o dönemde partimin tercihi başka oldu. Partim bana ilçe başkanı olma yolunda telkinlerde bulundu. Özellikle 4,5 yıllık ilçe başkanlığım sürecinde asla ve asla kendi kariyerinizi çizdiğiniz an siyasette başarılı olma şansınız yok. Toplum size yön veriyorsa, karar vericiler takdir hakkınızı sizin lehinize kullanıyorsa çok ideal ve doğru bir iş.” dedi.

“YSK’NIN DOĞRU KARAR VERECEĞİNE İNANIYORUZ DEDİM”

İmamoğlu YSK’nın güvenilirliğine işlikn de değerlendirmelerde bulundu. “Siz YSK ile ilgili seçimden önce şüphe içerisindeydiniz?” sorusuna karşılık “Bu kadar güven sunarken niye bu kadar endişeliyiz diye sorduk” cevabını verirken, “Elbette YSK seçim sürecine karar verecek merci. Neticede tavırlar, davranışlar, karar alma biçimleri. Gerekçelere müdahaleleler. Ben takip ediyoruz dedim. YSK’yı dikkatle takip ediyoruz dedim. Doğru karar vereceklerine inanıyoruz dedim. İnanmıyoruz mu diyecektim.” ifadelerini kullandı.

Özellikle YSK Başkanı Sadi Güven’e yönelik Engin Altay üzerinden gelen CHP tepkilerine karşılık gelen eleştirilere karşı “Kimi kastediyorsunuz bilemem, ben etmedim. Benim paramla, 82 milyon insanın parasıyla maaşlarını alan insanlar sürece ihanet etti, çok  net.dedi.

“AA YOK HÜKMÜNDEDİR”

AA’ya alternatif bir haber ajansı kuracağı yönündeki iddialara da cevap veren İmamoğlu Sizin gibi kurumlara bilgi akışı sağlamamız için elinde kurumsal dayanağı ve yazılımı olması gerektiğini söyledi arkadaşlarımız. Bizim için o  rezilliği yaşatan insanlar orada durdukça AA yok hükmündedir.” dedi.

“ÇALDILAR, HIRSIZLIK YAPTILAR DENMEZ”

Hukuksuzluk yaptılar, haksızlık yaptılar ama çaldılar denmez. Hele hırsızlar hiç denmez. Caminin önünde cuma namazının çıkışında yanınızda Diyanet İşleri Başkanı ile beraber kime diyorsunuz? Sayın Cumhurbaşkanını ben 6 Mayıs’ta uğurladım. 5 gün sonra çaldılar denmeye başlandı. Ramazan ayınız mubarek olsun dedim. Sizin de mubarek olsun dedi. Ben olsam bir hırsız varsa karşımda elini tutmam. Halk dilinde deniyor. Binali Yıldırım da çark etti. Sonra o da hırsızlar demeye başladı. Üzüldüğüm taraf şu, 16 milyon İstanbullu mu çaldı, YSK mı çaldı, sandık kurulu üyeleri mi çaldı? Kim çaldı? Ben 11 seçim yaşamış bir insanım.

“MAĞDURUM”

“Bir kelimeyi sürekli tekrar ederek insanların bilincinde bir algı oluşturuyorsunuz. Bir yalanı yeterince uzun, gürültülü, sık söylerseniz insanlar inanır. Sürekli tekrar tekrar söyleyin. Gobels’in sözü.  Şu anda insanlar gerçeği öğrenmiş durumda farkında değiller. Ben 16 milyon insan ve Türkiye demokrasisi mağdurum. Binali Yıldırım Bey niçin mağdur bilemiyorum. Kendisi İstanbul bile değil İzmir milletvekili.”

“HAKKINI ARAYAN VE HAKKINI YEDİRMEYEN BİR İNSANIM”

İBB Meclisi’nin birinci oturumunda bu önergeyi Meclis’te sundum. Grup başkanı ‘bunu komisyona havale edelim’ dedi. Ben de geleneksel olarak bu teklif kararıyla oylanır,bunu daha önceki sayın Mevlüt Uysal yönetimi hazırladı dedim. Hayır gelsin inceleyelim dediler. Komisyona sevkedildi. Sayın Mevlüt Uysal döneminde sonra bizim ilavemizle Meclis’e gelen, komisyona gelen imzalanan bir sözleşmeye sayın Binali Yıldırım niye imza atar? Seçim dönemind 85 lira Akbili 40 lira yapacağım dediğimde kimin parasını kime dağıtıyorsunuz diye fırça attılar. Sonra biz yaptık dediler.Ben diyorum ki 16 milyon İstanbullu ve demokrasi mağdur edilmiştir. Ben gayet mağrur hakkını arayan ve kimsenin hakkını yemeyecekbir karaktere sahip kişiyim. Bu mağdur süreci yaşayan halk karar verecek. En mağrur, en güçlü, projeleri olan bir karakterle seçimi kazanacağız halk adına. Kendi kişisel mağduriyetini beyan eden sayın Yıldırım en başından aday olduğu için mağdur olmuş olabilir.

“HER ŞEY GÜZEL OLACAK NASIL KURGU OLABİLİR”

“Boğaz’ın kenarındaydık. Kaldı ki müze şu anda orası. Komplo teorileriyle bu ülkede canlar alındı. İnsanlar hayatlarından edildi.Balyoz, Ergenekon vesaire. Şimdi aynı kafa neler uyduruyor? Bugün Haliç’te çekimler yapıyorduk. Bir arkadaş yerleşim yaptı, bayram kutlaması yapacağız, cami olsun dedim, yönetmen espriyi patlattı, sağ tarafta da Rum Patrikliği var dedi. 15 yaşında bir genç. Bakırköy’deyiz. 15-20 bin insana hitap ediyorum. İncirli’ye gidiyoruz. Binlerce insan bizimle yürüdü. En son 15 kişiye düştü. 15 yaşında genç, tüylerim diken diken oldu. Hiç bırakmadı, 2,5-3 km. Yumruğunu sıkarak ‘Ekrem Abi her şey çok güzel olacak’ dedi. Bu nasıl kurgu olabilir, Allah aşkına.  Dün bana 12-14 yaşındaki kız çocuğunun ‘bu ülkeye adalet gelecek mi’  diyerek gözyaşlarını gördüm. Bu çocuk niye böyle konuşsun?”

“BAĞIŞ RAKAMLARINI AÇIKLAYACAĞIZ”

“Bu ülkede azınlık denmesine bile karşı insanım. Bu ülkede Rum, Ermeni, Katolik, Proteston, Ortodoks, Yahudisini azınlık kabul etmeyen, vatandaş kabul eden bir kişiliğe sahibim. Türk, Kürt ayırt edmeyen bir duruşa sahibim.

Ben rakibimi görmemezlikten gelen bir insanım. Rakibimi çok konuşan bir insan değilim. Rakibim yerine geçen kimse o da umurumda değil. Bu memleketin sorunları var, kurban olayım, ekonomik sorunları var.Ben sokaklardayım. Bu ülkenin resmi rakamlarla 5 milyonu geçen işsiz sayısı var. Bu ülkenin döviz artışı, borçlanma rakamları bütçe açığı birçok konu. Bu millet size 24 Haziran’da 5 yıl bu ülkeyi yönetin. Atanmış bakanları var bu ülkenin. Yurtdışı konular var. Terörle ilgili sorunlarımız var. Bunlarla ilgilenin. Bana diyor ki, ‘İstanbul’a niye gidip geliyorsun diye soruyormuşum’. Esastan çıkarsanız ülkeyi ihmal etmiş olursunuz.

Ben hem uyumlu çalışırım dedim. 39 ilçede sayın Cumhurbaşkanı niye miting yapsın? Bu ülkenin oy verip seçtiği Cumhurbaşkanı niye İstanbul’un 39 ilçesini diye dolaşsın.

Bu kampanyayı CHP başlattı. Ekrem İmamoğlu olarak yerel seçimlerde kampanya başlatma hakkımız yok. Yüzbinlerce bağış, olağanüstü sahiplenme. Ben onu takip edecek kişi değilim. Yaklaşık 600 binin üzerinde insanın yardımda bulunduğunu biliyorum. Bu ay Akbile 40 lira gönderdim, kalan 45’i size gönderiyorum diye yazdıranlar var. Olağanüstü mesajlar var. Bağış süreci doğru süreçtir. Diğerlerinin gücü devletin gücüdür. Her bir kuruşun hesabını vermeleri gerekir. Bağışla ilgili sürecin tümüyle açıklayacız. Ne kadar kullanıldı, kalan kısmı ile birtakım manevi yatırımlar yapacağız. Çocuklar, kadınlar, sosyal sorunlar.

“ABDULLAH ÖCALAN TABİİ Kİ AVUKATLARIYLA GÖRÜŞEBİLİR”

Gelin Türkiye’yi beraber yönetelim. 24 Haziran’da yetki alan AK  Parti. Ne bekası? Kim daha vatansever? Bu ülkenin 82 milyon vatanseveri var. Terör örgütlerine karşı hep beraber dimdik ayaktayız. İşin altından başka kuyular kazıp, uydurma bahaneler üretip, FETÖ’cü diyenlere gidin aynaya bakın diyorum. Bu ülkenin bekasını bana göre benden çok düşünen olmaz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, CHP’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin evladı, 48 yaşında bir adam yönetecek. Sayın Erdoğan’ın olduğu gibi. Kolkola hizmet etsek, omuz omuza olsak. Yani her yeri aynı siyasi parti yönetecek. Ülkenin yarısı terörist mi? Bunlar boş işler. Millet bu boş söylemlerin farkında. 31 Mart önce her konuşma bekaydı. Şimdi niye beka kalktı ortadan. Şimdi başka hırsızlar, çaldılar var.

Hukukçularıyla görüşmesi kadar doğal bir şey olamaz. Bu kadar tecritle adil olduğunuzu kime söyleyebilirsiniz.

“TÜRK NE KADAR TEMİNATSA KÜRT DE O KADAR TEMİNATTIR”

Bunu kullanmaya çalışan şeytan zihinli insanlar. Ya da aynı o kriptocu kafa. Şu programda yurtta sulh cihanda sulhu 50 daha söylerim.

Kavgayı ve kavgacı dili çok seven siyasi anlayış var. Ben de tam tersi. Hayatta hiç kavga etmedim, hiç de dayak yemedim. Onları ringte kendi kendileriyle bırakırım. Birbirlerini dövmeye başlar. Benim bu şehirle ilgili projelerim var. Ben onlarla ilgilenirim. Kavgaya beni çekemezler.

Benim Kürt meselesi diye bir tanımı  doğru bulan birisi değilim. Benim Kürt vatandaşım, hemşehrim, kardeşim var. Türk vatandaşı ne kadar teminatsa bu ülkenin Kürt kökenli vatandaşım, hemşehrim de o kadar teminattır. Ben bu akşam bir evdeydim. Gaziosmanpaşa’da bir evde iftarımı açtım. Çocuğumuzun, sokağımızın meselesi aynı. Devlet bütün süreçleri aklıselim, şeffaf yönetmesi lazım. Devletin bazı işleri vardır. Açılım dendi, Meclis’te insanlar anlatın bize ne yaptığınızı bilmiyoruz dediler.

“BENİM KÜRT VATANDAŞIM ADALET VE EŞİTLİK İSTİYOR”

Tarihle ilgili program yapın inanın 2-3 saat konuşurum. İnanın ne bu akşamla ilgisi var. Arzu ederseniz ilerleyen günlerde, aylarda otururuz bu hususları görüşmemiz gerekiyorsa birkaç saat tartışırız. Bu işler 1 dakikalık cevaplarla cahil insanların eline fırsat vermek olur. Mesele İstanbul meselesi. Urfalı bir çocuğumuzun İstanbul’a gelip, çöplerden kağıt toplayıp, niçin çöp ayrıştırma makinasına kapılıp ölme meselesidir. Siz başka meselelerden gündem yaratmak olabilir. Benim gündemim Urfalı çocuğun meselesi. 3 milyon Kürt vatandaşımın gündemi adalet ve eşitlik istiyorum demesidir. Bana terörist demesin diyor. HDP’ye oy veriyorum bana niye terörist diyorlar diyor.

“SAYIN DEMİRTAŞ ÜLKENİN İHTİYAÇ DUYDUĞU BİR DİL KULLANDI”

31 Mart öncesinde defalarca dedim ki programa çıkalım, iki medeni insan olarak tartışalım. Bu ülke yıllar sonra siyaseten normalleşsin. Sudan bahanelerle kavga etmeye, ettirtmeye ihtiyacı yok. Süreç başladı. 4-5 defa hazırım, katılmak istiyorum dedim. Ben tek başıma kararı veriyorum. Siz bana soracaksınız tek başıma karar veremem demeniz için rakibinizin beyan etmemiş olması lazım. Ben kabul ettim. Ben bayılırım. Türkiye’nin normalleşmesi için. Ben Didem hanımı istemiyorum dese de, şu kanalı istiyorum dese de kabul ederim. Ben bu kadar önemsiyorum ilişkiyi. Ben rahmetli Özal’ın kabir ziyaretinde Binali Bey’i gördüğümde arabadan inip yanına gittim, elini sıktım. Tartışmaların sürdüğü dönemdi. Nasılsınız efendim dedim, döner dönmez iyiyim dedi, devam etti gitti. 5 saniye sohbet etseydi, sarılırdım.

En çok beğendiğim yanımı söyleyeyim. Düşüncesini güne, zamana göre hele hele oya göre çevirecek, evirecek bir insan olmadım, asla olmayacağım. Habertürk kayıtlarına geçsin. Siyasi ömrüm ne kadar olur bilemem. Ben milletvekili değilim, bakan değilim. Ben sayın Demirtaş’ı Cumhurbaşkanlığı döneminde takip etmiş birisiyim. Kendisiyle tanışmadım. Keşke tanışsaydım. Ülkenin ihtiyaç duyduğu bir dille süreç yönetti. Bu yöntemi siyaset anlayışını beğeniyorum dedim. O siyasi dönemini, anlayışını beğenen birisiyim. Keşke o dil herkesin gündeminde olsa.

GÖRECEKSİNİZ İSTANBUL MUAZZAM BİR REFLEKS VERECEK

Türkiye şu anda farklı bir dönem yaşıyor. Partiler üstü bir dönem yaşıyor. Ben şu anda CHP’nin ve ittifakımız olan İYİ Parti adayıyım. Ben İstanbul ittifakı söylemini kendileriyle konuşmuş, Aralık ayında açıklamış birisiyim. İsraf var, sıkıntı var. Bu şehrin nimetleri bir avuç insanın eline dağıtılıyor, ben 16 milyon insana dağıtacağım. Bunun içinde HDP, MHP’li var, bütün partilerden insanlar var. YSK’nın ortaya koyduğu hukuksuz süreçten sonra bir demokrasi mücadelesi var. Biz her insanı bu sürece katmış durumd ayız. Göreceksiniz İstanbul halkı muazzam bir refleks verecek. Bize ama sağ, ama sol, hatta TKP’den diğer unsurlara kadar verecekler var. Bu süreci partilerle sağ sol diye dünyaya sıkıştırarak yönetme şansınız yok. Her biriniz gelin kampanyamıza katılın çocukların ne söyledikleriyle karşılaşın.

Allah’a şükür olsun ki, ben 5 yıl belediye başkanlığı yapmış birisiyim. İşten adam atmadığım çok net ortadadır. O kurun çalışanı mı değil mi, alın teri akıtıyor mu akıtmıyor mu değil. Gerisi teferruat. Ben AK Partili belediyelerden görevi devraldım. 22 müdürlüğün 13’üyle birlikte çalıştım. Beylikdüzü’ne gitsinler sorsunlar. İSMEK’i kapatacakmışım. Ben kapatmaya değil İSMEK’i büyütmeye geliyorum. Üç makam arabasıyla gezen kendini genel sekreter olarak tanımlayanlarla derdim var. Arkadaşlarım geldiler, başkanım burada sosyal medyayı sürdüren arkadaşlar bir teklif yapıyor. Sayın Uysal görevi devraldığında Topbaş’ı takipten çıkarmışlar. Biz de sayın Uysal’ı çıkaralım. Ne münasebet kardeşim, Topbaş’ı da, Uysal’ı da takip edin dedim.

“VERİ KOPYALAMADA TEFTİŞ KURULUNDAN İKİ MÜFETTİŞ VARDI”

O Cumartesi bütün makam araçlarını Yenikapı’yı getirtecektim. Ama 18 gün müsaade et. Ama bu adam İmamoğlu öğrencilerin indirimi yaptırdı. Ama dini ve milli bayramlarda ücretsiz ulaşım yaptırdı. Artık milli ve resmi bayramlarda da var. Su kullanım bedellerinde indirim yaptık. Meclis toplantıları şeffaf oldu. Bir genel sekreter insanları toplayıp, kahvaltı verip insanları kışkırtmaz. 24 Haziran’da sayın genel sekretere makam arabalarını gösteririm.

Orada iki tane teftiş kurulundan arkadaş var. Kimse öküzün altında buzağı aramasın. Görevi aldığımız tarih itibarıyla o bilgilerin büyükşehir belediyesinde muhafaza altına alınması. Endişelerim,  duyumlarım, ihbarlarım var. Efendim benim 15 yıllık şoförüm Recep, gitmiş alışveriş merkezinde İngiliz ajanları ile buluşmuş.

Dosyalarda boyutsal bir azalma, abartılı artış var mı? Neymiş efendim yetkili arkadaş oraya gitmiş, gerekirse silahımla kendimi vururum ama bunu size vermem diye saçma sapan, iğrenç…

Rahatsız olabilir, cevabını almış gitmiştir. Mahkeme yanlış karar vermiştir. Bir bakanın bile bu konuyla ilgili yorum yapması kadar üzüntü verici bir şey yok. Benim maça gitmemle ilgili olarak. Yahu siz bu ülkenin İÇişleri Bakanısınız, sayın Bakan beni arasaydınız ya, ‘siz ne yapmak istiyorsunuz’ diye.

“BEN KENT YOKSULLUĞUNUN GİDERİLMESİNDEN BAHSETTİM”

25 yıl belediyeyi yönetiyorsunuz. Ne yapacaktınız, arkaya yatıp uzanacak mıydınız? Ondan öncekiler hizmet etmedi mi? Sayın Sözen, sayın Dalan hizmet etmedi mi? Ondan öncekiler. Sonrasında sayın Erdoğan, sayın Gürtuna, sayın Topbaş. Elbette bir şey yapacaklar. Bakanlık kanalıyla İstanbul’a yapılmış hizmetler. Tabii ki yapılacak. İlk bunu projelendiren uzakdoğu ülkeleriyle tartışan sayın Ecevit. Sayın Yıldırım özelinde projelerin verimliliğini, geçerliliğini, aynı zamanda ülkeye olan maliyetini tartışacaksak ayrı ayrı konuşuruz. İtirazlarım olanlar var olmayanlar var. Bir köprüden geçmeme rağmen benim cebimden para çıkarsa  tartışırım. Benim elbette mega projem var. İstanbul bugün mutsuz bir şehirhaline gelmiştir. Yaptığımız araştırmalarda yüzde 60 fırsatını bulsam bu şehri terkederim diyor. Sizce AK Parti niye mega proje anlatamadı? Ben sosyal projelerden bahsettim. Kent yoksulluğunun giderilmesinden bahsettim. Benim derdim vakıflarla işbirliği yapmamak değil. Seçilmiş üç beş vakıf üzerinden bu şehrin nimetlerini, fırsatlarını sürekli paylaşırsanız facia olur. Ben Beylikdüzü’nde İHH ile  doya doya hizmet işbirliği yaptım. Onlarla işbirliği yapmaktan onur duyuyorum.”


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir